Acımasız, zalim ve eleştirel yazar triplerimizle, tribinize banmak isteriz değerli okuyan.

4. duvar diyolar adına, seni beni bi küçük fanusa hapseden. Yıkma ki duvarını o da içinde sansın kendini, artık her neyin meşgulüyse o…

Kendini kandırmak babadan oğula geçen kutsal bir ruhmuş diyolar.

Kandırma kendini, o işler öyle değil! dedi insanların tanrısı şeytana.

Her kim ki dedi benim yarattığım bu muazzam esere laf söyler, indiririm onu altlardaki sıcaklığa. Hem haddini bilecekmişsin hem bi daha benim adımla konuşmayacakmışsın anladın mı ukala.

Şeytan tırs bi bakış atar içtenliğiyle. Heyecanını da dizginlemek istemeyen bir ses tonuyla “abi” der “sen bunu çok güzel yapmışsın ama ben bunu kafalarım. Bu kusursuz versiyonun değil” dedi.

Öfkelendi tabi ki tanrı çünkü koskoca yaratıcının insan duygusu vardı? Kezâ şeytan da melekti ama özgür irade sahibiydi.

Dedi ki tanrı:

Yap lan daha iyisini…

Yaparım, bana bunun zevk prosedürlerini ver, sana daha iyisini yapayım.

Napıcaksın lan zevkleriyle? Git maymunun kaplanın zevkiyle oyna. Bu natürel olm, bunda içgüdü de var akıl da var. Hem bizim gibi hem hayvanlar gibi. Ondan, sana bunun zevk prosedürlerini verirsem tabi ki de kandırırsın. Onu stajer de yapar, mevzu sen buna ne katarsın? Hani madem; zekanda, daha iyisinin iddaası var at bakayım ortaya. Ne planlardasın? Ne kafalar sana.

Amirim bakın şimdi bu adem var ya bu tam bir vaka. Bunu güzele koysan güzel olur çirkine koysan çirkin sanar. Aynı bizim gibi işte. Ayrıca dikey omurgalı tasarım yapmışsın o da gözümden kaçmadı. Düpedüz kendini diğerlerinden ayrıştırma sembolüne sahip. Bu dicek ki 1 yıl sonra (1.000.000.000) dünya dicek benim etrafımda dönüyor. Benim! ben, bu dünyanın merkezi. Sen kim köpek be diyecek, çevre galaksilerdeki hısmı dostu uyandıracak, rahatsız edecek. E sonra nolcak gelip buna çökecekler, sonra senin sistem yalan tabi. O yüzden projenin devamlılığından tam emin olamadım efendimiz benim. Yoksa haddim mi haşa sana hesap sorabilme cüretinde bulunmak.

İnsanların tanrısı güzelce dinledi, bilerek hissetti şeytanın yaşattıklarını kafasında.

Yaratım o kadar cıvıyor ki bi yerden sonra nedensizce kendini yok ediyordu. Koskoca yaratıcının çözemediği yegane problemiydi.

Bununla baş etme sanatlarından insana bakarken, insanın hücresel yapılanmasının gruplaşmış objelerini düşünmüştü de bölünmüştü.

İnsanın hücrelerinde savaş var mıydı ki dünyasında olsundu? Hücreleri gruplamıştı ama savaşı programlamamıştı. E öyleyse? Yoksa mıydı daha nelerdi? Oha lan oha çok doğru söylerdi. Haklıydı şeytan, patlar bu. Buna güç ver, silah ver, gitsin işgal etsin… Bu böyle bişeye de dönüşebilir. Sistemdekileri etkiler. Buna da izin veremem.

İsyan etmemesini nasıl sağlayabilirdim? Benim başarım onu kendime inandırmakta, bu da büyüyen alanımda daha çok var etme gücüne sahip olmamdaydı, onu nasıl geliştirebilirdim?

Acaba sistemin bazı yönlerini temizlemesi için mi görevlendirseydim. Yetişemediğim yerlerde o mu çalışsa benim adıma gittiği dünyalarda… Ama işte bunlar birbirini yokluğuma ikna ederse de varlığımı kaybederim. Düşünsene diğer tanrılara inandıklarını. Birisi üstün gelecekse benim oyunumda bu ben olmalıyım ki bana ait olan olaydım hakkımla. Yani bütün, bendim.. sen gibi insan. Kendini ayrışık zannedersen senden olan ikinciden beni de kendini de unutursun. Bu da olmaz.

Şeytan, tanrısının tüm güzelliklerin babası olduğunu bilirdi ama güvenlik açısından olasılık yaratmamış bir takım haller boyunca ilerlerken, neler düşündüğünü de tahmin etmekte güçlük çekmedi. Gözlerinden okuyordu babasını. Biliyordu içtenliği ile içtenliklere. Burada büyük bir baskı var diye düşünüp babasına duyduğu sevgiyi saygı ile birleştirip önerdi.

Acaba biz bunun üreme sistemini alıp, bundan bi tane daha yaratıp ona mı eklesek aynısı?

Ne alaka?

Örneğin buna adam dedin ya öbürüne de kadın diyelim. O zaman korumak zorunda olduğu birinden cesaret alır ve çok acaip yönlere çeker olayı.

Hiç anlamadım? Neden çoğaltıp ekstra efor harcıyoruz. Enerjimiz sonsuza dek büyüyen ama kendi içinde sınırlı da olan bir şey. Ek maliyetlere lüzum yok dedi.

Tamam ama bak bi de şöyle düşün, bunun içine eklediğin zevke büyük oynayalım. mesela… bi nova patlayınca nasıl enerji çıkıyor ortaya, en az o kadar… haz olarak bu kadar yüksek bişey verelim.

O zaman neye dönüşür ki bu?…

Kadın, adam için bir üreme merkezi olursa, adamın içine de üreme isteğini koyarsak, adam da kadının merkezi olacağı için bölgesel gruplaşmalarını korumuş oluruz. Ama daha güzel bölgeler için de savaşabilirler. Sevişmelerini daha çok tercih ederim tabi ama elimizdeki de buysa yapçak bişey yok der ve susar mıyız?

Olmaz öyle. Bak şimdi benim epeydir merak ettiğim bi husus vardı. Varlığa desek ki sen bensin, benim gücüm neyse sende o’sun kabul mü diye? Bi de öyle izlemek istiyorum ben bu yaratımları. İnsanda onu denemek istiyorum. Evrimden ne nasibi varsa alsın tabi de böyle de bi riske girmek istiyorum. Baktık olmuyor resetleriz projeyi bi daha deneriz. 4-5 seferde çözülür en fazla.

Sen diyorsun ki beni yaratıp; benimle bile paylaşmadığın özellliklerini, alıp ona mı vereceksin? Vallahi yakarım o dünyayı. İzin vermem bak, patlatırım projeyi.

Tanrı inanmıştı şeytana, güçlüydü tabi ondan ama piç istedi mi de yapar bilirdi.

Tamam lan dedi seni yetkilendiriyorum. Bundan sonra sağ kolum sen sol kolum mikhail olacak kabul mü?

Hayır canım efendim ne münasebet benim ne işim olur münasebetten yaranmacı, çıkarcı, cennet hakkında düşündürülen garipsenmişliklerin varlığına inanmalı bi hallerde falan. Mesela ademin zihni, sırf hayal ederek, kendini tanımlayamadığı bir alanda açı çekeceğine inandırsa direk hipnotize olur bu, sonra hep çalışır bana ya misal işte acaba ona istinaden de bir güç vermesek mi buna? Abi çünkü bu belli, cehennemler yaratır da içinde nasıl acılar çekeceğini ya sever bi de inanırsa, yapar. Ondan gücü buna vermeyelim bana verelim, olar mı ki öyle?

İnsanların tanrısı şeytanın sevimli ve sevimsiz iki yönünü aynı anda gördü. Asistanımlarımı yenilemeliyim diye içinden geçirdi. Yine de hak vermişti şeytana. Bu da olasılıklar dahilindeydi ve koskoca tanrı olarak mı yapamıyordum, şu basit şeyleri açığa çıkarmayı da altı üstü bir inandırılmışlığın içinde algılatmayı ona. Algılarsa enerji üretecek ve verimli bireye dönüşecek. Helal olsun çocuğa diyeceklerimizden gibi. Bilemedim bilemedim…

Tanrı yorulmuştu. Ben gidiyorum dedi pisigamon’un içinde var edilmiş ademi çalıştıran programdan başını kaldırırken. Sen de ışıkları kapatırken çıkarsın. Hadi Allah rahatlık versin yarın görüşürüz.

Taam dedi şeytan, çıkarken ışıkları kapatıp da bi hikmet pisigamon’u açık unuttu ardından.

Yaratıcının aleminde bir gece Ademin dünyasının 300.000.000 yılı demekti ve adem için gece böyle başlamıştı.

 

 

Leave a Reply