Anlatmaya başladığımın onüçüncü dakikasının gün batımına yakın bir günündeydim. zaman ve mekanı ifade etmenin dayanılmaz zorluğunda bulunurdum eskiden de aktaramayınca içimde patlayan bir şeylere dönüşürdük kendi kendimle kendi içimizin içlerindekilere kah sarılıp kah özürler dileye dilleye ağlarken biz.

Yaratıcısı böyle olmasına karar vermiş olm bize ne

Merhaba, adım Berkant. 34 yaşım. Ama sorsalar “ben 5”, içimin kullanılabilirliğinin ergonomisini ucuza gelsin diye çinden getirtmiş, gelenleri de bir sebep erken yıpratmış bir ucuz yolcuyum.

Kendimden bahsetmenin en zor olduğunu düşündüğüm bu zamanlardan merhaba. Çok özlediğim kendim. En çok özlediğim kendim. Kendimi bütün zannetme eylemimi öylemiş gibi yediğim o çok büyük ışıktaydım derken gözlerim kısıldı çok uykum gelmişti. Uyudum. Çiçekler gibi büyüdüm arılar gibi çalıştım derken bir gün insan olma şerefine nâil oldum. Vay efendim canım efendim diyerek geldim ve kaçarken çok güzel değil miyim bi baksana diye sana böbürlük itiraf etmek istedim. Alır mıydın bi’ dal?

Yok ben yemiim daha yeni yedim bi tabak daha

Alışverişlerimize kattığımız katma değerlerin değerlerini hiç olmadıkları kadar önemsiyor ve halimize şükrediyor buluyorduk abartılı kullandığımız seslerimizi kendi sessizliğimizde ses çıksın hareket olsun yoksa tahammül edemiyorum kafalardan kafalara derken önce buralara ama önce oraların da son duraklarına. Keşfetmek için geldiğimiz her bir yeni evrenin evresel bütünlüğüne göndermeli yılan ve yalan. Yılan ve yalan? Yalan yılan… Elma ne alaka? Elma işte. İlk yetişen meyve, öyle diyolar. İlkliği yemek gibi ilik ilik…

Geçmişin yükü geleceğin tüyü derken anladığımızı sandığımız zannettiğimiz kafamızdan daha güzel geçemezdi self-control’un ne olduğu. control manyağı olmanın ne olduğunu anlamak için kısa çabalar ve kontrol etmeye çalışma özlü sözünü bilincimize yükleyen tyler durden’ın da anasını silerek sildiklerimize ekleyen biz.

E ne değişti ne geçti elimize dimi? Bekledim bekledim beklediklerimden birini beğendiğimi bile bile gelmesini istemeden bekledim. Ben bendim diyecektim; ben neden “öyle” öğrendiğim gibi bir şeye dönüşmeliyim diye sorgulama yoksa sana şöyle böyle derler diyenlere gelen göndermeli gidişler ve geri gelmez hikayeleri. Eninde sonunda beni okurken bile sen kendi inandıkların dahilinde anlayacağını alacaktın ancak neden alasındı ki?

Negatif olursan saçmaladığının farkına var ve tekrar etmemek adına uykudan önce geç aynaya de ki : “özür dilerim… seninle bağımızı sağlayan makinayı doğru kullanamadığım için özür dilerim. makinayla bağımı korkularıma kapılıp çeşitli dertlerden muzdaripmişim gibi inanarak ve işlemlerin dengesini sarsarak geçirdim. Kabul. Ama düzeliyor baksana. update geldi bize. kurtulduk. Şimdi anlıyoruz neyse ki; büyümenin verdiği bir takım çeşitli saykolojik efektlermiş bunlar da diyerek bin şükür anların adına gelip geçiyor sadece etrafımıza bakıyorduk. Derken…

“İnandığın artık inandığım olmadığı için çok mu üzgünüm de bi daha olursa küserim ama diye ağlamaklı bakan ikincil plan etkisinde büyüyen tüm masum çocukların bir aradaki bencil ahlaksızlıklarıdır çok boyutlu ilişkilerin iddaanamesinde yer alan en çok ve en çok öyle bilen…”

Öğretmenin çişe gitmek için öğrencisinden izin alması gerekliliği

Burada olan bir şeylerin bir süre sonra bizi terk edecek olması kadar da sonu bozuk bir takım hallerden gelen Maniac, manyaq, mannic ve depresif olan yönlere göndermeli çeşitli hallere yükseliyordu içimizde içlerinde ne ayak hiç bilemediklerimiz…

Çıktığımın çıktığı çıktığımken çıktığının çıktığı çıktığım mıdır?

Serden döner g*te girer bir durum. Bu durumun en olası kafası iç ile dışın arasında olan ustalaşmış kemikleşmiş enerjilerin en güzellerinde mi saklı. Sen ses ol ben sessiz sessiz oturayım olur mu diye soran en tipsiz çocuk işte o sen. Sınıf adı verilen sınıflandırma ile birbirlerine ezikletilen masum varlıklar ve boş görü. Hor görülmek için harcamaya şuursuzca aktarmaların en bilindik yönleriyle gelecek de değildik ya olduğu gibileri hep çok sevecek hem de kimseye vermeyecektik. Eğer anlayabilirsek hikaye bunun içinde olan bitendeydi. Güçlü çocukları sevip desteklemekti dimi önemli olan? Diğerlerini, çıkarlarıma göre ezsin diye bildiklerime verdiğim yalancı destek ve kızaran elmasıyla elim yüzüm gözüm. ah ve vah…

Karar verme sürecinde yaratıcının masumlaştırılması adına insan

İnsan insana inansa, insan insandan daha inançlı, inatlı ve boş görüden hoş görüye uçabilecek kadar doğal bir şey olduğunu kendi içini sevmesinden anlardık da öyle mi beklerdik? Aşık olmalıydık. Aşık? En salak hem de diyecek haddimiz de olmadığından kendimizlere bizlerden gelen güncel enerjilerin en güzellerine göndermeli gönderilmişlerimiz ve çok çok yaşadıklarımız.

Bu hep böyle mi devam edecek ecek acak bi çabacık?

Gördüm kızım videonu izledim senin. G*than kaydetmiş parkta. Bi tane 90’lı çocuk mu ne varmış sana kötülük yapmış falan falan demişsin. Çok değişmemiş misin birden tanıyamadım seni? Ama derim tabi biz de fani gelip geçici… bunu yapmayalım diye kim dinler kim bilir kimin bildiğini de bilmezden geldiğini? Geleceğini geçmişini gelir gibi yapıp geçmeden gitmeyenlerini. Kafası alanların kafası kadar kaldığımız buralardan geçen gelen giden gören gördüğüne inanan böyle olduğunu bilen bir ışık akışı içinden daha ışık akan siyah çerçeveli objesel inanan olarak her bir insan…

E şimdi nereye sçıcaz?

Geçip gittiklerimizi, çekip gittiklerimize, geçirip bildiklerimizi, getirip götürdğümüz… gittiğimiz günlerin gülüşünde gibi gizlilerden galip geldiğimiz. kelimenin kendisini değil de ilgilisi olan bir şey seçince adına kıreyatif dedikleri bişeylere ima’n etmeler ama neyler neyler he beyler? Bayanlar. Karşıt fikir takıntılı hanım kızların daha lise yıllarında duygu asenanın masum kız çocuğu duygusuna düşmüş, planlanmış güzelliklere götürülürlerken ki çokluklarının gücü. ‘benim’ faşizmi. faşizmin özü ‘beni’ kışkırtmaktı. Antik yüzlerinize duyduğumuz saygıyı göz ardı etmeden diyoruz ki affet bee… affet.. hepimizi. seni, beni, onu, bizi, biri, birbirlerini, birbirlerinden gördüklerini, inanılmaz dediklerini. seviyorum sevgilim seni diye bildiklerimiz ve ıyy senin paran yok diye diye gidenlerimiz. iskoç gibi fuk mk…

Bir Cevap Yazın