Uyuşturucu filmleri konu olunca aslan kaplan, kafasını alamayınca bu bok zaten. Böyle olmamalı, iddaa ekimiz hediye.

Kısa Film paylaşmayı ne zamandır ihmal ediyoruz. Üzüldüğümüz hallerden birinde birbirimize benzeyen bir insan kardeşimizin, işler zora koştu mu olayı nasıl döndürdüğünü anlatankısa film “Müptezel“, sen ortalarda yokken sevdiğin kadın kiminle nerede biliyor musun sorusuyla başlatıyor kendini zihinlerimizde. Malum içince sen sen değilsin.

Çok basit bir mantık. Ya o ya ben!

Kendisini esrar ile kıyaslayan sevgililerin anlamadıkları bir ezber hali bizi belirsizlik ilkelerimizden aldı oradan da attı iliksiz kemiklerimize diri diri. Sevecek bir şeyi olanın sevecek birine duymadığı ihtiyaç halini idrak edebilmek ile edememek arasındaydı olayın özü. Şaka da tabi, can yakıcı değil de haline acıtıcı. Ne gerek var ki di mi bu kadar çok takılmacalara da bilmem ne? Alışverişte gördüğümüz komşulara göz atıp uzardık uzaklardaki parklara. Hepsi hepsi dumandı nasıl olsa.

Bir de “gerçek” var ki içinden çıkamadığımız nam-ı enteresan konu kendisi. Gerçeği bükebilir miyiz sorusuna aradığımız yanıtı bu zamanlarda; hiç bulaşmamamız gereken enerjilere daha önce denk gelmiş olmamızdan ötürü, selam vermeden geçmeye devam edebiliyoruz kısa film Müptezel‘i izlerken. Müptezel ile içici arasındaki fark; keyif için içmek ve içmeye mecbur kalmak arasındaki bir seçim gibi sınav kağıtlarımızda. Adımızı yazıp çıkabilsek keşke demişse de yönetmen İsmail Baran aldığı puanı hak etmeyi de ihmal etmemiş.

Kısa film senaryoları konusundaki anlatımların en dikkat çekici yönü de hüzünden beslenen ve izlerken “Allahım inşallah böyle olmayız” dedirten türden bir hikaye sunuyor olması vizyonumuza. Anne figürü ile aşık olunan karakter arasındaki doğrusal bağlantı da tesadüf değil düpedüz bir aktarım olmalıydı haliyle.

Uyuşturucu temalı film izlemek kafanı açar, neden yargılayıp uzak kalasın.

Maddelere bölebilir miyiz acaba dedik izlediğimiz kısa filmi ve şöyle bir noktalama işaretleri dizisine geldik son kağıtta kalan gözlerimizle.

Uyuşturucu temalı bir kısa filmi izlerken dikkate almamız gerekenler;

  • Düşüncesizlikle itham edilen her insanın belirli beklenti alanlarına yaklaşmama eğilimi vardır.
  • Toplumsal düzensizliklerin suçunu bireyler kendi aralarında çözmeye çalıştıkça sistem geri bildirim vermeksizin işler.
  • Uyuşturucu kullanan insanların hafızalarında kalan kırıntılarla dalga geçilmez, çöpe atılmaz. Konu kutsal değildir elbet ama kısa filmlere konu olan şeyin bireylerdeki ifadelerine dikkat çekerek çok büyük bir kitleyi yönlendirebiliriz ki takılan adamın en bol şeyi; zamanıdır.
  • Karanlıkta kalırsak ışığa çeviririz yüzümüzü, o bizi korur” fikri beyannamemizi fikren kabul edersek zaten düşüşler acıtmaz, geçişlere dönüşür. Kendinden geçişlerin kendine dönüşleri olur umarsızlıklar içerisinde baktığımız noktalarda.

Belirlediğimiz sıralamaları özgürce idrak etmektesiniz. Size kalanı biz alamayız ama aklımızda hep o meşhur soruyla bir de Sus Kısa Filmi izleyin diyebiliriz.

“Kimde o?”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here