OKAYİ YAMAÇİKİ

Bizim de vardı gelecek kuşaklara bırakacaklarımız diyen antilopların “insan hakları savunucusu” olduğu, kaplumbağa hanımların tavşan beylerle manüplatif çeşitlilik elde ettiği ve insanın sadece biz toz parçası olarak dünyanın değersizliğinde kaybolduğu kısa animasyon film bize skkime giden yolu gösterirken yolu ortaladığımızın da bilgisini gözümüze sokuyor. işalla gözümüze sokmakla yetinir.

Aynı fransız peynirinin bir de tunus versiyonu varmış dıydın mııığ?

İnsanoğlunun büyüklüğü ve yüceliği karşısında suskun dillerimiz, ellerimiz kenetli. Genetiği değiştirilmiş tohumlardan beslenen kanser vakalısı bir güruh elleri pankartsız ve tabi ki kararlarımızı veren sahiplerimiz. Kim ki zaten onlar da kanserden ölmelerini istememize karşı geleceklermiş. Tiz kellelerimizi vurdurabilecekler ya da yavaş yavaş ölmemize izin verecekler de deneyim gördük diyecek olan ikilemlerin arasında bir küçük kokarca. Artık kokarca gibi de kokmuyor, daha çok ölmüş gibi kokuyor.

Dünyayı kurtarmaya gelen bütün büyük çocuklar, büyüyünce içeriğe inandılar.

Ama olsun bir kahramanlık edası değildi bu. İnsanın sınavı içeriğe inanmaktı. İçerik mi daha büyüktü sahiplerimizin suratlarına atacağımız sıçmık mı? Dünya kötü, dünya acı, insan zalim yalanları ve yalanları pazarlayan kitle iletişim silahları. İnanmayın çocuklar dedikse de inanan inancını değiştirmekten çok uzaklaşmış, kapının önünden ayrılmıştı. Sensin lan zalim gerizekalı! desek dünyası daha da kararacak çünkü insan düşmüş yeryüzünün sahipleri insanı parsellemişti. Beslemiş büyütmüştü. Koyunlarında yılan besleyecek de değillerdi ya. Neticede bilgi birikimin karşılığıydı ve biz kaderin gerçekliğinin insanın gerçekliğine denk düştüğü bir sinema salonunda filmin son raddelerindeydik. Bırak bırak sesleriyle öten silahlar ve piçlerin azab-ı mukaddesleri. Olm inandırmayın lan şu safları böyle yalanlara.

Acı çekmek isteyenlere önce otuzbir çektirelim.

Çeksin çocuklar, acı çekeceklerine otuzbir çeksinler, hüzne düşeceklerine gerçeğe düşsünler. Hangi gerçekti neydi gerçeğiydi diye soranlara: ‘gerçek seni inandırdıklarıydı’ diyebilsek, düşenleri önce kendimiz kaldırsak sonra tokatlasak onları girdikleri derin uykudan uyandırana dek. ahh amk ahh. salaksınız olm. televizyona inandığınız için, sahiplerimizin kararlarını dünyaya ve insanlığa ödettiğiniz için. biz de salağız. onlar da. en iyimizin kafasını sksinler.

Sıradaki parçamız inanıp da ayılamayanlara:

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here