OKAYİ YAMAÇİKİ
AFTER MAFTER KANK

Kaçamayacak kadar zayıf benliklerimizle başladığımız cümlelere etkileniriz de açık olduğumuz etkilerin sonuçlarında kafanız kafamız kadar büyük müydü sayın büyüklerimize duyulan itaatsizlik ithamlı tavırlar diye sorardık. Bu bir sistemse eğer önce arkadaşlık sınırlarına dahil edip sonra hesap sormanın adaletsizliğinin adaletiydi gözümüzde büyüyen. Bununla ilgili özellikle bir şey yapamayacağımızı da bildiğimizden aynı tavrı tekrar tekrar sürdürerek geçiriyorduk yarımdan aklımızı. Almak istemediklerinize karşı biz:

“Pazarlık yaparken itaatsizleşmeyen insanları kendinizde tutunuz”

İyiyim ben hırslarım var, hesaplarım var, olduklarım var, buradakilerim var, şurada duranlarım var. Oha bu bir iyi ve kötü sınavı daha mı alayından gelen aklımızda gezen? Bir bilgi vermeyi hesap vermekle eş tutan. Bağlanmaktan bu kadar korkan. En ayi diyen id ve dallı budaklı bir şeyler falan. öff çekmeye çalışan ilgiler bırakılamayan hırslar.

“Paranın verdiği güce dayanarak zamanın keyfine dahil oluyoruz”

Hırslar ve saniye diyordu ki bize; çıkıntılık yapan her bir ayak sesinin verdiği gergin stresli bir şeye daha korkmalı mısın neyden beyden bilmiyorken? Kendini ne kadar çabuk kullandırdığınsındır belki de sen.

Dedi ve gitti gözlerini de alıp kaktüsümü devirmeden geçecek kadar nazik bir tavırla. Yüceldim tanrı oldum ışığa döndüm ışık yaydım. Kim olduğum değil kimin olduğumdaydım. Kendimi kendimden esirgemeden gelen ben dedi tanrı. Yeryüzü sakini “Kimdi o” diye çevresine baktı, derken gördü gözün gördüğünü, gönlümüzün gözünü. İnandığın ve inanmadığın arasında gidip gelen bir sınav daha. Şimdi sana istesen de istemesen de sevgiyle yaklaşıyorduk. Allahım nolur beni gözle.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here