Y tuşu yoktu klavyelerin başındaki ol’un başında. Sonunda da görememiştik ama sonuna doğru göreceğimize inanmıştık. İnandırıldıklarımızın hazzı ile inanamadıklarımıza saldırdık. Günler geldi geçti, insan biçildi evrildi.

Artık kendi kendiyle gelmişti, gelenin kellesi, gidenin ardına bakarken. İnsan olmak çok değerliydi. Dünya ise kendine hastı. Gelişi gidişine 2 satır lafın 3 uzun ömürlü vardiyasında hayatın çok sevdiği ama iç içe geçerken hiç gelişine vuramamışlıklardan biriydi suratımı kırbaçlayan.

Birden çıksaydık viranelerden, koşa koşa inebilseydik sahillere. Üff kalabalıklardan kaçan, bireyin tadı damağı olan ben. Kendime yetmenin ayrı bir versiyonunda buldum kendimi.

Bir kutuplu dünyaydım. İkilerden biri diğerini yiyecek, bizde var oluş adına elden ne gelir diye bakacaktık. Küsenlerin gidenleri hatırlaması kadar kolay bir olaydı bu zimmetimde saklı hatıralarımın defterlerine yazılan, küçük sırlı aynalardı, beni sen, seni de o yapan. Böyle büyüdük, şöyle küçüldük derken geldik bugünlere. Aman efendim diyenlerin hadsizliğine efendiliğimizin sonuna geldik. Küçük şımarık bedenlerimizin dışına çıkmak için sabırsızlıklardan bir hallerdeydik. Tekil objeleri çoğul kovalamak derdindeydik hep bir aşağı iki yukarı üç ileri derken dedirten tellerden.

On ikide bir yaptım bugün hiç sahip olmadığım kadar çok sayıyı yanıma alıp olay yerine hızla ulaşmak için evden bir çırpıda çıkacaktım. Montumun iç cepleri sayılarla doluyken bir oraya bir buraya zıplayamazdım, dökülmediler diye üzülmeden durabilecektim bugün de çok şükür bir hallerde.

3 kişilik bir kavuşmacanın kaderlere tahsis edildiği, çıkarın menfaate rekabet çektiği, attığı naniği yıldızlara kadar kovalayan kudretli memur abilerinde eşliğinde herşey yine sonsuz, her son olduğu gibi donsuzdu.

Çarpışma kısa film, yerli yapım gözdelerimizin gözlerimize soktukları türk işi bir menfaat propagandası olma yolunda haklı adımlarla ilerledi ve bizi içinde kendini de burada buldu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here