Ahh zindan diye düştüklerimizin büyük harflere adanmış kıllıkları adına: amin!

Ziyadedir ziyanın ziyası ile ziyan edenin hadsizliğine haddimiz demenin arasındaki gel gitlerin ardında kendimizde korkacak yeni birşeyler ararken biz;

İnsan olarak hep bir kalıba sığıp tek bir kalıba sığamıyorduk. İlle de istediklerimizmiş de bilmem neymişlerden biri? Sanırsak sarı bıyık. Kendini topuzundan asan kızı görmeye giderken bulmuş kendini. Kendi kendinin bile göremediği şiddet sesleri ile yerkürenin annem bizi dövüyor babamdan daha çok serzenişinde bulunan çocukları arasında gidip geldiğimiz gitmişken de kaldığımız bazen hemen olsa da bazen de hemen orada olmayan da sonradan eklenen bir yenisine. Üff ne çok anlattık.

Saçma bulduğumuz her konunun gidişine gelişiyoruz. Gelişine gidiyoruz demek isterken istediklerimizi bulamıyor büyüyor büyüklüyorduk. Ayda iki kere girdiğimiz içerikler bile olsalar anca’ be olm deme gafletinden sizi alamıyorduk. Bizi bölemiyorduk. Bi’ bölebilseydik de zati adam bölü gün çıkacaktı açıklara. Kurumsal kumsal kırsal kırılımsal derken geçiriyorduk günlerimizi dört ağızdan boşalan seslerin önergeleriyle ön görülerde bulunmak amaçlı ve yöntemli. Sende ne uyandırıyordu kelimeler de ardına düşüp düşüp düşkünlüğüne koşuyordun. Yeni yeni düşkünlüklere ama hep aynı düşkünlükle. Bağımlı bağımsızlık ilan etmez ve sevgilisi olmayan herkesin aslında gizli bir sevgilisi vardır da kimseye göstermez.

Hep olan hiç mi olmamış gibi yapamazsın?

Zalimlere kırbaç vuran kısa film kafalı video klip “gotye” etkili dingin bir kabulleniş bilinmezi üzerinden bilinir kılıyor kendisini de bizi sizin sizdeki en kararlı versiyonunuza sürüklüyordu. Yalan değildi. Küsüratlı kupona değildi. İnsanlık içindi ve tamamen ücretsizdi. Ulaşılabilirdi. Free işte. Serbest o. Karışılmazdı karışamazsındı da çünkü karışılmak istemez karşında karşılıklı çıkarlarım karşı çıkışlarına. Üff yine mi? Evet yine. Ya nee?

En iyi kendini kandırırdın. Bildiğin en iyi hikayeyi kendine anlatırdın derlerdi de düşünürdük. Neden hikaye yaratıp ifade edemediğimizin toplu bilincine varmaya çalışırdıkmış gibi. Çıkardığımız hikayeleri ifade ediş biçimlerimize duyduğumuz haksız önyörgülerimizi yörüp yörümlöyüp timim mimit biy diye biçimlendirdiğimiz istatistiklere varıp varıp geri gelmeli gereksizliklerimiz bir ileri iki sola diyordu. Soldan sol yapınca dönülen geriler misali. Hey.

Zevkli olduğumuz kadar basittik de. Basitliklerimize inanan binlercesi milyonlarcasına bölünmüştü. Bölünerek çoğalan canlılara verdiğimiz örnekteki insandı seni biz yapan. Bizi senden ayrı görmeyen. Düşünsene aynı bir’in bölünerek çoğalanlarıyız. Bölündüğümüz bir nasılsa bizde öyleyiz. Havamız kime ki? Şimdi de bunu kendi içimizde düşünüp şaşırmış gibi. Bölünerek çoğalan tüm hücrelerimize yansıttığımız bir’in ne olduğunun farkındaydık. Elbette ki elbetlere. Çünkü biz bizdik ve bizden ayrı değildik. Haliyle birimizin bildiğini diğerinden saklamasını çok boş bir kafa olarak görenler kağıdına mührümüzü vurup adımızı yazar çıkarız dediğimiz çıkarımlarımızdan bir çıkım daha çıkan şimdi. Ne diyon amk salağı demeden önce üç nokta… sonra ?işareti

Benimle çıkar mısın sorusunun çıktığı zirveden bir gün ineceğimizi bilmek bizde bu soruyu itici hallere getiriyordu. Bütün itici ruhların vardığı sonuçlar. Sizi sessizlikle azat ediyoruz ve işyerimizde sigara içmemek konusunda kendimize nihayet ediyoruz. Kendimizden istemek yerine kendimizden diliyoruz. Hani mesela Allah benden razı olsun demek gibi kendine. Allah olmasın hadi sistem de adına. Evrim senden razı olsun. Ne değişti dimi? Aynı bütüne verdiğimiz isimleri tanımları taklamakanları. Bir çöl bir kutba seslenmiş: Ulaş bana.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here