Özür dileriz çocuklar; hayvanız biz! evcil olamayan hayvanlar olduğumuzu biz hep biliriz.

Ülke sınırları içerisindeki sınırsız dalgalanmaların kurlarına düşen pariteleriz biz. parasel evrenlerden geliriz terra’ya. Bizim diye bildiğiniz her şeyi biz tavsiye ederiz araları doldurmanız gerekecekse size biz tahammül ederiz. Çıkarlarınızı alıp ona en haklıymış gibi davranan olma cüretini gösterirmişsiniz. Düşünsenize: baba olunca değişecekmişsiniz?

İçinizdeki denge hep bir bilmece almaca falan. Yer göktü madem; gökten gelen elmanın kabuğuna mı basıp düşecektik kafalardan, kıyılardan aman dediğimiz kıyıların kıyısından. İştee kıyı kıyı geldiik buralarda ne mümkün yaşamak aman.?

Kayıp aranıyor ilanlarına dikkat çekmek isteyen tüm ilgisiz ebevynlerin hatrına;

Neden dürüst değilsin diye sordu içimdeki biri. Sanırsam cahillerin Ömer. İstikrarsız olmamak için düşülen yolların ardında ser sefil olan benler senler sizler bizler derken onlardan biri Ömer. Severiz Ömer’i bizi sevdiğinden, ziyadesiyle olmak istediği nezaketin taşıyıcılığındaki bizde. Bir cümlenin daha iyi kurulamayacağını zannettiğimiz anların üzerine çıkan duygusal tavırlar ve ağrı sızıları. Fiziksel koşullarımızla belirlediğimiz, kimliksiz serserilerin elinden kaçan kızı koruyan ve kurtaran bir kahraman hayvan olabilmek ile olamamak arasında gidip gelmeli bir kısa filmdi bizi size izleten, güldüren, okutan, okuyup anlayan, seven sevdiren, çiçek gibi yaşayan işte ne bileyim dediğim anlam için kendine has cümlelerden bazılarını kalıpsız zannettiğim saksıların topraklarında gömülen sırlardan bir kısa hisse verir ki bence: naçizane vücudum elbet bir gün toprak olacak… Ama işte kalan gideni değiştirmiyor. Olan olduğu gibi değişip giderken bize de kalıp izlemesi düşüyor da düştüğü yeri yakmıyor allah’tan.

21.11.2011 tarihli aşağıdaki eleştirimizden dolayı özürlerimizi iletiriz tüm senaryocu yönlerimizle. Kızmayın kırılmayın diye sizin için düşünüp derledik. İşte o açıklamaların hepsi yukarıda kaldı. Geçti geçti… Kızma.

“Bana aforizma verme s*kik para ver ben de yapayım”

Yenilikçiliğin aksi yönünde hızla ilerleyen bir yapıt izledik. Dayanma süresine eklemek istemezdik bu filmi ama bizim de izleyip puanlama yöntemlerimiz vardı değişimi gelişimine bağlı olan. Biz izleyiciyiz biz puanlamalıyız ki sistem büyüsündü efendim. Bu konuda eleştirdiğimiz bakış açısının aksine hareket ediyormuşuz gibi görünsek de aslında bunlar hep gelişim. Kızmak burada sadece “ben yaptım, beğenmediler” demek olur ki bu da bizce kaçış. Madem yapıyorsun, bunu buraya yavaşça bırakıyorum; “Daha iyisi hep var. Kendini sonsuz kere tekrar edip en iyisini alabileceğini bilsen yine de yapmaz mıydın dersen derim sana hatırla diye kank.”

Yapımda ve yayında emeği geçen tüm arkadaşlarımızın ellerinden, küçüklerimizin gözlerinden öptük biz.

Büyüyelim yavaşça, yarın cennet olacak.

Bir Cevap Yazın