Uzun süreli açıların kısa süreli beklentileriyle dikeylerde düşüyordum. Birinci tekil ağızdım ben azınlığımın bir parçası değil ta kendisiydim. Ne azdım ne çoktum hep vardım hem eşittim. Alacağın vereceği yoktu. Bilenenin bilmeyeni çoktu ona da ayrıca lafımız yoktu ancak itliği köpekliğe, kalıbı kapalılığa çekip çıkaran cümleler sıraya girmişti sen de bişey söylesene diye bağıra bağıra.

Abi yanlız benim biletim yok da arkalardan rica etsem

Metrobüs geldi mertlik bozuldu diyenlerin icatlarına uzattıkları dil merhaba ben dil. Dildir dil. Dimdil. Naber abi? İyiyim bende geçen melis’ler aramış açmamışsın falan hayırdır aabi diyen dialoglar dialog boyu ilerlerken her dialogun kendisiyle ilgili olmasından dolayı gelen ıyy kaka hissi falan? kötüden anladığın kendi iyiliğinin karşısıyken hangi artizliklere göğüs kabartıp bir sonrayı okumadan içinden içinden kararlar verirsin de kendini aklayıp oh ne güzel bir gün geçirdim diyip yatarsın otuzbirci hergele diyerek yaklaştı bana.

O an dünyaların müthişliğinde müthişlerin dünyasında yer buldum. Kendimi aldım bir anlama koydum. Duma duma bum diye de götüne ekledim. Kadabralar diledim abralar abralar.

Sana da bişey anlatmaya gelmiyor hemen kişiselleştir

Yalancıktan birşey rica edebilir miyim? Öyleymiş gibi görünüp görüntünün ardındaki kendine dönüşüp isteyip de istemek neyin hakkı? benim mi hakkım senin mi? e peki bu kimin? hangisi olm o? sen isteyince o öyle oluyor olan falan o mu? evet abi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here