Kendini çoğaltma eyleminin ölümsüzleştirilmiş sistemi, bi’ yanaş bak.

İsminin mühimdarlığından bahsi geçmesi açısından belirtmek isteriz ki yapımcı Virgil Widrich, 2001 yılında böylesi dağınık bir aynılığı en içsel dürttüklerimize göndermiş. Merakını içerde tutturmadan geçmeyen kısa film “Copy Shop” düşüncesizlik ilkemizin dağınık prensiplerine göz kırpmıyor, adeta eşşeğin zki dedirtiyordu. Büyülenir gibiydik falan.

Sahi siz hala babanızın saç yapısını mı klonluyorsunuz?

Yürürken attığımız adımların aynılığında çoğaltmıştı bizi de fotokopi makinasından yansıyan ve yansıtan, emeği geçen tüm emekçileri tek tek çoğaltan ve bizden harika bir perde yaratan. Perdeler açılınca diyemeyiz çünkü zaten izleyicisi olduğumuzu sandığımız alanların dışına da küçük göndermeler yapmış bulunuyorduk. Keyifler keyif, olaylar olaydı ve o gün yine herkes kendi içinde yine çok kusursuzdu. Dışa dönük gözlerin gördüğü aynılık içe dönüklüklerimizin dönüşlerinde gösterişe boğuluyordu.

Kısa film “Copy Shop” bizi böyle kafalarda sürüklerken acaba şimdi ne olacak diye diye dinlediğimiz müziğin ve ses efektlerinin de hakkını verme çabamızı güçlendiriyordu. Artık negatif kelimeler kullanmayacak, kibrimize sahip çıkıp “pozitif ne alakaaa kankaaa yaa”  demeyecektik. Çünkü gözün gözlük vazifesini yaparken sen senlik vazifeni güzel geçiriyor muydun? Eğer o iş öyle de oluyorsa neden bu yandan zayıflıklara adıyorduk kafalarımızı a güzel çocuk deseler diyecek bişeyimizin olmadığının idrakı kısa film copy shop‘un sonlarına doğru aklımıza düşüyordu?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here