Değerli zamandaşlarımız, mekandaşlarımız. Algılarımızın ötesine geldiğimiz hoşların gidişlerine hoş kalacak aman hiç olmasın daha iyi dedirtecek miydik? hangisine inanırsak sen de o musun’lu soru… bir soru işareti olarak kafalarımızdan. herşeyi sorgulayan manyak sen bak gittikçe kızdırıyorsun kendini. abi ben hastaneye gideceğim yarın demekten kendimizi alamayacağımız bir sebepmiş gibi olmasındı olmuş olan, kendini olacaklara bırakan. Olanın olduğu kadarı olmuşun da olamadığı ve yer yer kimselerin yemediği, kimilerinin de sadece bildiğinden şaşmadığı alemlere olan düşkünlük. Geldiysen bi’ tıkla bişey dicem.

Kankalarını kızdıran üzgün insanların alın yazılarında yazılı kader süsü verilmiş bişeyler

Cezalandıran akrepler, sürükleyen birlikler ve ilerleyen gidişler. Herkes gider mi de ki sorunun kendisinin giderli olmasını da ayrıca nasıl açıklamalı emin olamamıştık. Kimin nesi kimin sesi ve kimlerin fesi olacak, daha nice kafalara konacaktık. Dünya için gülümseme vaktiydi ama ben başka bin parçaya bölünüp başka bir yerlerde de olmalıydım. Malum yerlerin hatrına orada değilmiş gibi de yapmamalıydım.

Ne öğrendin çocuğum diye sorarlarsa ne dicen? de bana…

Annelerimizin babalarımızı kışkırttığı, kalkanlara inen darbelerin sonuçları olarak geldiğimiz yeryüzünden merhaba. ben isimsiz göz. ofisteki bütün kızların gözleri çok güzel abi’deki abiyim ben olmaz öyle saçma şey dedirten.

Sebepsiz sonuçlar ve imha edilmeye hazır hain tuzaklar.

Ekeceklerimizi biçeceklerden geçirdiğimiz, güzel günlerim, tutuşsun kıvılcımlarım.
Varsın yürüsün sana sende varlığım beni bana anlata paylaşa. Beklesin de şifalansın vücudundan da kendisini tekrara düşüre büşüre. Hani düşersek de hemen kaldırabileceğimiz kadarlardan falan.

Leave a Reply