Yalan yanlışların doğrularında, varlığınmın ışığına armağan ettiğim varlığımı, kelimelere dökerken zorlanan…
En zorlu günlerimde bazılıkları bazlama zanneden de üstüne baldan döken.

Eli titreyen, dökerken yarınıma da kalsın diyen içinden, geçen geçiren, yarı geçirgen ve isteksizce sindiren. bilen bildiren, kim olduğunu öğrenmek için kimsesizliğine dokunan. Vardır onun bir bildiği dedirtengillerden kararlı bir hamle yaptı çocuk. Eli kulağında kolu bacaklarında hatta tam da bacaklarının arasında. kalanmış o meğer de kalmak istememiş kimselere. selam ettiği yönleri vardı çocuğun büyümek zorunda bırakılmışlıklarında. Başkalarının içindeki çocuklara haksızlıksınız siz diye bağıran da kızan. Kızdırdığı için utanan sıkılan, falan da filan aman da aman…

Yer miyiz birer kuple daha atayım mı tezgaha?

Kısa kes de enseden traşını görelim a insanoğlu dedi bir günlerden birine bir diğeri. uh hello dedi mesela da olay gelişti ardından. içinde yine falandan filan. bak bak en gerçeği savaş hadisesi yaratmak gibi bir bahanelerden olamayan. olmaması beklenen, olamayacaklarına geberen de how’s going? diyince şekilcilikten şeklenmeli bir başka şekil daha mı objeleştirilmiş kişiliklerimizde… Bilemedik.

Yok işte yok daha ne arıyorsun?

Bulamadıklarıma bakıyordum dedim, gözlerimi kaçırdım. yalandan gülümser gibi yapıp bebek suratlılığının tadına vardım. Oradaydı o da işte sanki burada değilmiş gibi bi halleri. Verdikleri gibi alınanlar. Topladım valizimi yollara saldırdım kendimi… hep bi yola çıkasım vardı zati, iyi oldu…

Leave a Reply