Anlatacaklarımızın bittiğini düşündüğümüzde, susup sessizce kısa kısa ve daha kısa şeyler izlemek istemiştik. Ama elimizde olmayan sebeplere dayanıp daha önce de yaptığımız gibi pointless button’a basıp durmaya devam edecektik.

Walt Disney’den Salvador Dali animasyonu.

İzlenmeye değer üç beş parçayı bir araya getirince hayvan gibi koleksiyonumuz oldu. Onları sevip benimsedikçe de bağrımıza basıyor, korkularımızdan arınmak için sebepler arıyorduk. Yer yer vantilatörün serinliğinde, zaman zaman da metrobüsteki ter kokusunda. Ohh la la diyecekken sessiz sessiz yanaşıp, arkamıza hıyar koyan tüm sahiplerimizeydi tepkimiz olan korku. Walt Disney kadar büyük bir çocuk faili yapının, Dali gibi bir asitli kafayı içten içe bu kadar iyi karıştırması. Vallahi bravo!

Daha iyisi için lütfen telefonun tuşlarına rastgele basın.

Dali’nin bin bir yüzlü eserlerini animasyonla buluşturan Disney Studios bu konuda görülen en iyi örneklerden birini çıkarmış. Akış içinde izlerken, tabloların daha mantıklı geldiği ve aa bu bi de böyle miymiş sorularına da vakıf olmayı bırak üstüne çay demleyip biralama yaptık. Çünkü anlamadık ilk izlerken sonra sonra çözdük olayları hep. Hatta aldığımız ekran görüntülerinin bile bir süre bakınca hareket ettiğini zannedip şuraya bıraktık. Şaşı bakıp şaşırdık.

Favorilerimize giren, korkuluğun maskesi ise iç açıcı halimizi dışa bağımlı bir halden fazlasına getiriyordu. Dışa bağımlı olacaksın, büyümeyeceksin. Sana yok sen sürün!? Yok artık derken bir başka girdaba girdik. Orası hem Dali’yi hem Disney Studios’u kökten delilikle suçlayıp ateşlere atacak kadar yükseldiğimiz anlardan bir zamandı ki kendimize döndük.

Ahh aşkım sen neden üzgünsün? Kimse sevmedi mi seni?

Kadın tek başına fıstık gibi kafalar yaşarken, biraz korkuyor, bir o kadar da bişeylere sığınma içgüdüsüyle olsa gerek koşturuyordu ki çıkıverdi erkek karşısına. Nezaketen ilk adımı erkeğe atan kadının düşüşünde gizledi erkek kendini birden. Ama geçti sonra tabi. Birleştirilmiş gibi olabileceğini düşündüğümüz bir karardı ancak verilmiş olan belki de ne çok mantıklıydı ne çok duygusal. Buralardan sıçrayıp birbirlerine kavuşmaları için dualar mı ettik? Yoo… Yalnız başına yaşamaya alışanın başka ne arayışı olabilirdi ki?

Arka planda, atmosferi mor ve mavi renkli müzikler çalıp, animasyonun sesini kısarak izlemenizi de ayrıca tavsiyelerimize ekleyip sizi onunla, onu da sizinle baş başa bıraktık.

Bir Cevap Yazın